Gözden kaçırmayın

2026'nın En Çok Beklenen Oyunları: İşte Oyun Dünyasının Yeni Yıldızları2026'nın En Çok Beklenen Oyunları: İşte Oyun Dünyasının Yeni Yıldızları

Protesto Kontrolünde Yeni Dönem: Siyasi Mesaj İçin Kasıtlı Gerilim


Dünya genelinde protesto gösterilerini kontrol etme taktikleri, temel bir değişim geçiriyor. Geleneksel işbirliği ve diyalog odaklı yaklaşımların yerini, giderek artan bir şekilde, kasıtlı olarak kışkırtıcı ve antagonize edici stratejiler alıyor. Uzmanlar, bu yeni yaklaşımın amacının, sadece kamu düzenini sağlamak değil, aynı zamanda belirli bir siyasi mesajı pazarlamak ve taraftar tabanını mobilize etmek olduğunu öne sürüyor.


Eski Model: İletişim ve Caydırıcılık


Geçmişte birçok demokratik ülkede, protesto polisliğinin temel prensibi, gerilimi azaltmak ve şiddetli çatışmaları önlemekti. Bu modelde güvenlik güçleri:



    • Göstericilerle iletişim kanallarını açık tutmayı,

    • Oranlı güç kullanımını,

    • Toplanma özgürlüğü ile kamu güvenliği arasında denge kurmayı hedefliyordu.


    Bu yaklaşım, çoğunlukla barışçıl protestoların sonlandırılmasında ve kitlenin dağıtılmasında etkili bir yöntem olarak görülüyordu.


    Yeni Strateji: Siyasi Pazarlama Aracı Olarak Gerilim


    Son dönemde gözlemlenen yeni model ise bu paradigmayı tersine çeviriyor. Analizlere göre, bazı siyasi aktörler veya iktidarlar, protesto kontrolünü bir siyasi pazarlama aracı olarak kullanmaya başladı. Bu stratejinin temel unsurları şunları içeriyor:



    • Kasıtlı Provokasyon: Barışçıl kalabalıklara orantısız veya önceden provoke edici müdahalelerde bulunmak.

    • Görsel Mesaj: Medyada yayılacak, taraftarları harekete geçirecek ve muhalefeti "kaos yanlısı" olarak gösterecek şiddet görüntüleri yaratmak.

    • Kutuplaştırma: Toplumu "biz" ve "onlar" olarak keskin çizgilerle ayırarak siyasi tabanı konsolide etmek.


    Bu yöntem, protestoyu bastırmaktan ziyade, onu kontrollü bir siyasi sahneye dönüştürmeyi amaçlıyor.


    Sonuçları ve Endişeler


    İşbirliğinden kasıtlı antagonizmaya geçiş, ciddi toplumsal ve demokratik sonuçlar doğuruyor. Bu uygulamalar:



    • Toplumsal güveni daha da aşındırıyor.

    • İfade özgürlüğü ve barışçıl toplanma hakkını tehdit ediyor.

    • Sivil
    • asker/polis ilişkilerinde kalıcı hasara yol açıyor.

    • Demokratik diyaloğun yerini, güç gösterisine bırakma riski taşıyor.


Uzmanlar, bu tür taktiklerin kısa vadeli siyasi kazançlar sağlasa da, uzun vadede demokratik kurumların meşruiyetini zayıflattığı ve toplumsal dokuyu yıprattığı konusunda uyarıda bulunuyor.


Protesto polisliğindeki bu dönüşüm, sadece bir güvenlik protokolü değişikliği değil, aynı zamanda siyasetin araçsallaştırılması ve kamusal alanın kontrolüne dair daha geniş bir trendin parçası olarak değerlendiriliyor.